4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında, Türk Karaciğer Vakfı olarak karaciğer kanseri dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğine dikkat çekiyoruz.
Karaciğer kanseri çoğunlukla siroz zemininde sessiz ilerler; ancak düzenli takip ve erken tanı ile tedavi başarısı ve yaşam süresi anlamlı şekilde artmaktadır.
Türkiye’de kronik hepatit B ve C enfeksiyonları ile yağlı karaciğer hastalığı, en önde gelen risk faktörleri arasında yer almaktadır.
Bu nedenle karaciğer hastalıklarının erken tanınması, düzenli hekim kontrolü, aşılanma ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları karaciğer kanserinden korunmada hayati öneme sahiptir.
Türk Karaciğer Vakfı, farkındalık, erken tanı ve koruyucu sağlık yaklaşımlarıyla karaciğer kanseriyle mücadelede toplumun yanında olmaya devam etmektedir.
Türk Karaciğer Vakfı Olağan Genel Kurul Toplantısını 25.01.2026 tarihinde, üyelerimizin aktif katılımıyla gerçekleştirdik.
Bu toplantıda seçilen Türk Karaciğer Vakfı Yönetim Kurulu üyelerinin görev dağılımı ve aynı gün ilk yeni Yönetim Kurulu toplantısında yapıldı.
Yeni Yönetim Kurulu asil üyelerinin seçimi aşağıda yer aldığı şekilde kesinleşti.
Başkan: Ahmet Ömür GÜRAKAR 2. Başkan: Necmi SINANMIŞ Üye: Ali Kudret ADİLOĞLU Üye: Emre ERTAN Üye: Gültekin HOŞ Üye: Dr. Hilal Ünalmış DUDA Üye: Orhan Cem DENİZ
Küresel Yağlı Karaciğer Günü (“Global Fatty Liver Day”) bütün dünyada ve ülkemizde alkole bağlı olmayan, şişmanlık ve ona eşlik eden tip 2 diyabetes mellitus (şeker hastalığı) ve hiperlipidemi (kolesterol ve/veya trigliserid yüksekliği) ile karakterli ve zamanla siroz ve karaciğer kanseri gibi ciddi sonuçları olabilen bu çok yaygın ve ciddi hastalığa (karaciğer yağlanması ve iltihabı) dikkati çekmek, farkındalık oluşturmak amacı ile belirlenmiş bir tarihtir.
2025 yılı itibarı ile bu ciddi sağlık sorunu ile ilgili sınıflama ve isimlendirmede değişiklikler olmuştur. Şişmanlık başlı başına bir sağlık sorunudur. Beden kitle indeksi >25kg/m2 olanlar şişman >30kg/m2 olanlar obez (ileri şişman) ve >40kg/m2 morbid obez olarak değerlendirilir.
Şişmanlık %75 hastada hiperlipidemi (kolesterol ve/veya trigliserid yani kan yağları yüksekliği) ve %50 hastada tip 2 Diyabetes Mellitus ile birliktedir.
2024 yılı ve sonrasında bu önemli sağlık sorununa daha açıklayıcı ve bilgilendirici olması için yeni tanımlamalar getirilmiştir. Buna göre:
YAĞLI KARACİĞER HASTALIĞI (Steatotic Liver Disease: SLD ) başlığı altında şu tanımlamalar yapılmıştır:
Metabolik Bozuklukla Birlikte Yağlı Karaciğer Hastalığı (Metabolic Dysfunction Associated Steatotik Liver Disease; MASLD)
Eğer karaciğerde inflamasyon ve balonlaşma dejenerasyonu bulguları varsa bu tablo Metabolik Bozuklukla Birlikte Karaciğer İltihabı (Metabolic Dysfunction Associated Steatohepatitis; MASH) olarak isimlendirilir.
Alkole bağlı karaciğer hastalığı veya alkol ile birlikte metabolik bozukluğa bağlı karaciğer hastalığı klasik steatotik karaciğer hastalığı kapsamında değerlendirilemez. Ayrı bir grup hasta ve hastalığı içerir.
Ayrıca sebebi bilinmeyen Yağlı Karaciğer Hastalığı (Kriptojenik Yağlı Karaciğer Hastalığı) ve diğer nedenlere bağlı yağlı karaciğer hastalığı söz konusudur.
Netice olarak şişmanlık ve sıklıkla ona eşlik eden hiperlipidemi (kolesterol ve/veya trigliserid yüksekliği) son derecede yaygın bir sağlık sorunudur ve giderek karaciğer sirozu ve kanserinin en sık sebebi olma yolundadır. Türkiye’de ve dünyada karaciğer naklinin en sık sebepleri içinde “Yağlı Karaciğer Hastalığı” ilk 3 neden arasındadır.
TESPİTLER
Alkol dışı sebeplerle oluşan karaciğer yağlanması ve buna bağlı karaciğer iltihabı, siroz ve karaciğer kanseri ve bunlar için yapılan karaciğer naklinin dünyada en sık sebebi olma yolundadır...
Alkol dışı diyebilmek için hiç alkol alınmaması veya özellikle alkol alışkanlığının yaygın olduğu ülkeler ve bölgelerde günlük alkol alımının kadınlarda 20, erkeklerde 30gr. ın altında olması ölçütü önerilmektedir.
Türkiye’de hala en sık siroz ve karaciğer kanseri sebebi hepatit B virüsüdür. Karaciğer yağlanması diğer etkenleri geçerek ikinci sıraya yerleşmiştir. Yakın gelecekte ilk sıraya geçmesi beklenmektedir.
*Dünya hepatit günü için 28 Temmuz tarihinin seçilmesinin nedeni, 1960’lı yıllarda hepatit B virusunun keşfi ve daha sonra aşısının geliştirilmesi çalışmalarının başındaki kişi olan Nobel Tıp Ödülü sahibi Profesör Baruch Samuel Blumberg’in doğum günü olmasıdır.
Türk Karaciğer Vakfının kurucusu, Hepatolojinin duayenlerinden, karaciğer hastalıklarının ülkemizde tanınması ve gelişmesinde büyük emeği geçen Prof. Dr. Muzaffer Gürakar hocamızı, vefatının 10. yılında özlem ve saygıyla anıyoruz...
COVID-19 hastalığı sindirim sistemi, karaciğer ve safra yollarını etkileyebilir. Hastaların %10-50’sinde ishal, karın ağrısı, bulantı, kusma ve göz aklarında sararma gibi belirtiler ile hafif karaciğer hasarı bulguları olabilir. Daha ciddi karaciğer hastalığı çok seyrektir.
Virus dışkı ile atıldığı için tuvalet öncesi ve sonrası el yıkama, lavabo ve tuvaletin temiz bırakılması, temiz su içilmesi ve çiğ sebzeler ve meyvelerin çok iyi yıkanması ve çiğ veya az pişmiş et yenmemesi olası bulaşı önlemek açısından çok önemlidir.
COVID-19 hastalarındaki hafif derecede karaciğer bozuklukları özel bir inceleme veya tedavi gerektirmez. Ciddi karaciğer hastalığında gerekli araştırmalar yapılmalıdır.
Ciddi veya özellik arz eden karaciğer hastalığı (ALT, AST >500, bilirubin >2mg/dl olan akut hastalık veya kronik hastalıkta akut alevlenme, sarılık, ateş) olanlar dışındaki hastaların rutin randevuları ötelenmeli, hastaların ilaçları buna göre reçete edilmelidir.
Acil problemi olmayan karaciğer hastalarının sorunları için telefon veya diğer elektronik haberleşme araçları ile vizit yapılmalıdır. Hastane riskli bir ortamdır.
COVID-19 tedavisinde kullanılan ilaçlar karaciğer testleri yüksek olan hastalarda da kullanılabilir. Ancak karaciğer nakli olmuş hastalarda önemli ilaç etkileşimi riski olabilir.
KRONİK VİRAL HEPATİT (hepatitB, hepatit D ve hepatit C virusuna bağlı) HASTALARI; En hafifinden (sağlıklı taşıyıcı denen grup) – kronik hepatiti, hatta ileri fibrozu-kompanse sirozu olan hastalara kadar hiç birisinde genel tedbirlere ek özel bir önlem gerekmez.
Kronik B hepatiti için ilaç alanlar aksatmadan ilaçlarını almaya devam etmelidir. İlaç kesilmesi ciddi ve riskli alevlenme sebebidir. İlaçlar antiviral etkilidir.
Kronik C hepatitli hastalar ilaç tedavisine (ortalama 12 hafta) devam etmelidir.
Kronik D hepatiti olanlarda aynı şekilde oral antiviral (HBV için) ilacını ve/veya pegileinterferon injeksiyonlarını aksatmadan devam ettirmelidirler.
COVID-19 hastalığı olan kronik viral hepatit hastaları ilaçlarına devam edebilirler.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ BASKILAYAN İLAÇ ALAN KARACİĞER HASTALARI; Karaciğer nakilli hastalar, Otoimmun hepatitler, Örtüşen Sendromlar, İlaca bağlı toksik-kolestatik hepatit.
Günlük 10mg ve altında kortiosteroid alanlarda değişiklik gerekmez.
Yüksek doz kortikosteroid, AZA ve MMF alan ve özellikle ateş ve lenfopenisi olan COVID-19 saptanmış karaciğer hastalarında mümkün olan doz azaltılması önerilir.
Gereksiz yere kortiosteroid ve diğer ilaçların kesilmesi veya aşırı azaltılması nakil hastasında rejeksiyona, otoimmun hastalıkta ise ciddi alevlenmelere sebep olur.
DEKOMPANSE SİROZ-İLERİ KARACİĞER YETERSİZLİĞİ OLAN HASTALAR: Sebebi ne olursa olsun bu hastalar bağışıklık sistemi baskılanmış ve COVID-19 açısından en riskli grubu teşkil eder. Acil durumlar dışında evde kalma ve korunma önlemlerine riayet şarttır.
Alkolün insanoğlu tarafından keşfi oldukça eskidir. Kullanım yaygınlaştıkça ve zararları hakkındaki tecrübeler artıkça yapılan uyarılar ve önerilen tedbirler de sırayla tarihteki yerini almaya başlamıştır.
Alkolün zararları hakkında bilinen tarihi uyarılar mevcuttur. Mesela;
İmparatorlukların çökmesi yöneticilerin aşırı alkol kullanmasına bağlanmıştır.
Aristo ve Hipokrat sarhoşluğu yerden yere vurmuştur.
Plato 18 yaş altında içki kullanılmamasını söylemiştir.
11. yüzyılda Bizans sarayında bir hekim aşırı içkinin karaciğerde inflamasyon yaptığını tespit etmiştir.
2005 yılındaki WHO raporuna göre Dünyadaki hastalıkların % 4’ünden, ölümlerin ise % 3,2 sinden alkol sorumludur. Gelişmekte olan ülkelerde sağlığı bozan risk faktörleri sıralamasında alkol birinci sırada yer almaktadır.